Vücudumuzdaki toplam 33 omurun birleşmesiyle oluşan “omurga”, vücudun taşıyıcı kolonu olarak düşünülebilir. Omurga kırıkları genellikle yüksek enerjili travmaya (yüksekten düşme, trafik kazası vb.) bağlı olarak gelişir ancak ilerleyen yaşlarda kemik erimesi sonucu daha küçük travmalarla ya da “stres kırıkları” şeklinde de ortaya çıkabilir. Omurga kırıklarının %70 gibi yüksek bir oranı sırt ve bel bölgesinde, %10 kadarı boyun bölgesinde görülür.
Belirtiler
Belirtiler travmanın şiddetine ve yerine göre değişir. Boyun, sırt, bel ağrısı, kas spazmı öncü bulgulardır. Omurganın kırlması esnasında omurilik yaralanması da var ise kol ve/veya bacaklarda kuvvet kaybı, hissizlik, uyuşukluk, idrar ve gaita kaçırma ya da yapamama gibi bulgular verir.
İleri dönemde uygun ve yeterli tedavi uygulanmaz ise omurga da eğilme (kifoz) oluşması buna bağlı ağrı en sık görülen şikayettir.
Tanı
En sık travmaya bağlı olması sebebi ile omurga yaralanması şüphesi taşıyan hastanın hareket ettirilmeden yatmasını sağlamak ve sağlık kuruluşlarına en kısa sürede naklini sağlamak gerekmektedir.
Travma haricinde de omurga kırıklarıyla karşılaşılabileceğinden burada hastanın hikayesi ve muayenesi tanı açısından önemlidir. Kesin tanı için bazı tetkiklerin yapılması gerekir. Direk grafiler ile kemiklerdeki çökmeler ve kaymalar görülebilir. Bilgisayarlı tomografi (BT) omurga kemiklerinin yapıları hakkında detaylı bilgi verir. BT ile; kırığın seviyesi, kırığın omurilik kanalını (spinal kanal) işgal edip etmediği, çökme kırıklarında kırığın derecesi tespit edilir. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile omurilik, sinir kökleri, diskler ve ligamanlar ayrıntılı şekilde değerlendirilir. Disk ve ligaman hasarı tedavi yönteminin seçilmesi için önemlidir.
Tedavi
Hastanın muayenesinin ardından omurganın radyolojik incelemesi yapılır. Tanı konulduktan sonra hastanın nasıl bir tedaviye gereksinimi olduğuna karar verilir. Her omurga kırığı için cerrahi yapılmamaktadır. Akut travmatik kırıklarda; yapılan BT ve MR görüntüleme sonrasında kırığın oluşum şekli, hastanın nörolojik durumu, omurganın stabil/unstabil olması, ligaman hasarı gibi unsurların değerlendirildiği uluslararası kılavuzlara bağlı kalınarak karar verilmektedir.
Ciddi derecede çökme kırığı olan hastalar, kırığa bağlı omurilik hasarı olan hastalarda cerrahi ilk seçenekken ciddi boyutlarda olmayan daha küçük kırıklarda konservatif tedavi yöntemleri seçilebilir. Konservatif tedavi; ağrı kesiciler, hareket kısıtlaması, korse kullanımı ve kemik gücünü/yoğunluğunu artırıcı ilaçlar ile kemiğin kendi kendine kaynamasını sağlamaya yöneliktir. Cerrahi tedavi, koruyucu tedavilerden fayda görmeyen veya fayda görmesi muhtemel olmayan hastalarda uygulanmaktadır.
Kapalı cerrahi işlemlerde (uygun vakalarda) kırığın olduğu bölgeye lokal anestezi altında kalın bir iğne ile girilerek çökmüş kısım içeride bir balon şişirilerek yükseltilebilir (kifoplasti) veya içine direk dolgu yapılabilir (vertebroplasti). Böylece çöken omurga segmentine yapılan dolgu ile destek sağlanarak kemik kuvveti artırılır.
Açık cerrahi işlem ileri boyuttaki kırıklarda veya sinir hasarının meydana geldiği kırıklarda tercih edilir. Burada omurga vidalar ile sabitlenir, hasara sebep olan kemik kırıkları omurilik kanalından temizlenir ve gerekirse omurilik zarının tamiri yapılır. Kırığın oluştuğu travmada sinir fonksiyon kaybı gelişmişse ameliyat sonrası dönemde fizik tedavi gerekli olabilir.
